heavy metal ile pesimist underground hip hop arasında kaldığım anlardan biriydi. bir kulağımda silahsız kuvvet, diğer kulağımda metallica tınıları yankılanıyordu. saçma sapan bir içgüdüyle, kendimi bir taraf seçme mecburiyetinin koynunda buldum. ben öyle mi daha iyi olur böyle mi ikilemlerinde boğuşurken, arkadaşlarım çoktan tarafını seçmiş ve kendilerini alev alev yanan bir rekabet ortamına sokmuşlardı. tabii ki beni de çok geçmeden markaja aldılar. bir an önce tarz seçmem gerektiği konusunda ikna ettiler. artık rengimi belli etmeliydim, çünkü semtte maç kadroları, sosyal aktiviteler, kavga tarafları, manitacılık mevzuları vs. hep seçtiğin tarza göre şekilleniyordu. o zamanlar "game of thrones" da olmadığından sancaksız kardeşlik triplerine de uyanamıyordum. fakat ne olduysa bi aydınlanma yaşadım ve "sikerim yapacağnız işi" deyip çekildim kenera. "dinleyeceğiniz müziğe de seçeceğiniz tarafa da ceza'ya da kurt cobain'e de koyim!" şekilde bi küfür ...