Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

kendi kendine

insanı en çok yoran mıdır yoksa dinlendiren mi bilinmez... kendi kendine yaşarken pek çok zorlu mücadele verilir kendinle. kimi zaman savaşıp kimi zaman oturup dertleşilir birlikte. maçlara gidilir, filmler izlenir, kitaplar okunur, deniz seyredilir, aşık olunur...  işin aşk kısmından kast edilen kişinin "kendine aşık olması" değil tabi... mesela kız kulesinin karşısına oturup birinin gelmesini beklemek defalarca. kim olduğunun bi önemi yok. kendi kendine aşık olmuştur insan, birine ya da birilerine, onların ruhu bile duymadan. bekler kendiyle belki gelir diye, "acaba varlığımdan haberdar mıdır?" diye hiç düşünmeden. gelen giden olmaz tabi... kale arkası tribününde bir yanı "sarıııııı" diye bağırırken, diğer yanı "kırmızıııııı" diye haykırır bazılarının... eşlik eden olmasın diye kısık bi sesle. atılan her golden sonra kendine sarılır sevinçle. alınan her malubiyetten sonra stad tamamen boşalana kadar oturur tribünde kendi kendine. ...

düş duvarı

meteor yağmurlarında yıkadım düşlerimi burçak tarlalarıyla taradım her bir telini kerpiç duvarlar misali ördüm sıvaya lüzum görmeden böylesine bir şaheserin üzerini ben bile örtemezdim zaten aşabilmek için adım adım gerilip... var güçümle koştum üzerine düş kırıklıklarımın olduğu tarafta kalmıştım farkında olmadan yok yok toslamadım ama aşamadım da kim kırdı neden kırdı nasıl kırdı ne zaman kırdı sorularının cevapları birbirine karışalı çok olmuştu belki ben bile olabilirdim ya da bir başkası hatta başkaları ne önemi vardı ki harıl harıl akan nehre bakarken herkes düşünür kaynağını ama gerçek anlamda önemsemez kimse akıyordur sonuçta o an hemen önünde yatağını yara yara akıyordur işte önüne çıkanı sorgusuz sualsiz kendine katıp götürüyordur gönlünce ve gözle görülenin haşmeti bastırır tüm düşleri