aslında gayet sıradan bir gündü benim için. herzaman ki saat de uyanmış ve sırasıyla tuvalet, el/yüz yıkama, diş fırçalama, giyinme ritüelimi icra edip işe gitmek üzre yola çıkmıştım. yine her gün olduğu gibi apartmanın merdivenlerini inerken ayetel kürsi'yi okumuş ve bitişini ana kapıya vardığım an'a denk getirmenin haklı gururunu yaşamıştım. kapıdan dışarıya adımımı attığım an da ise elimi yakamda asılı duran , 2014 ağustos'undan beri severek kullandığım güneş gözlüğeme atıp kıvrak bir bilek hareketiyle amacına hizmet etmesi gereken lokasyona yerleştirdim. tıngır mıngır ofise vardım...
gel zaman git zaman mesai bitti ve ofisten ayrılmak üzre çantamı toparlamaya başladım. öncelikle bilgisayarımı, ardından şarj aletini ve mouse'u özenle falan filan...
işte herşey o andan sonra oldu!
elimi gözlüğümü almak üzere onu herzaman koyduğun çanta gözüne attığımda koca bir boşluk beni bekliyordu, adeta içine düştüğüm kör kuyular gibi (halka'ya selam olsun)...
gel zaman git zaman mesai bitti ve ofisten ayrılmak üzre çantamı toparlamaya başladım. öncelikle bilgisayarımı, ardından şarj aletini ve mouse'u özenle falan filan...
işte herşey o andan sonra oldu!
elimi gözlüğümü almak üzere onu herzaman koyduğun çanta gözüne attığımda koca bir boşluk beni bekliyordu, adeta içine düştüğüm kör kuyular gibi (halka'ya selam olsun)...
hemen bir hınçla diğer gözlerini de kontrol ettim çantamın ama nafile.
gözlüğüm kaybolmuştu.
ıssız limanlardan sessizce kalkıp giden gemiler gibi gidip beni ıssızlığına terk etmişti. her ne kadar üzülsem de hayat devam ediyordu. ama dudaklarımdan "unutursam kalbim kurusun" sözünün dökülmesine kainatta ki o an meydana gelen hiç bir hadise (jatomi fitness'ın iflası dahil) engel olamadı...
acımı kalbime gömüp servisin yolunu tuttum. her zaman ki gibi tekli koltuklardan birine oturup çantamı kucağıma aldım. son bir umut bilgisayarı koyduğum gözde ne varsa yandaki boş koltuğu döktüm ve o an...
tanrının tekrar onu benim karşıma çıkardığı o an... bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, kelimelerinse kifayetsiz olduğunu...
gözlüğüm kaybolmuştu.
ıssız limanlardan sessizce kalkıp giden gemiler gibi gidip beni ıssızlığına terk etmişti. her ne kadar üzülsem de hayat devam ediyordu. ama dudaklarımdan "unutursam kalbim kurusun" sözünün dökülmesine kainatta ki o an meydana gelen hiç bir hadise (jatomi fitness'ın iflası dahil) engel olamadı...
acımı kalbime gömüp servisin yolunu tuttum. her zaman ki gibi tekli koltuklardan birine oturup çantamı kucağıma aldım. son bir umut bilgisayarı koyduğum gözde ne varsa yandaki boş koltuğu döktüm ve o an...
tanrının tekrar onu benim karşıma çıkardığı o an... bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, kelimelerinse kifayetsiz olduğunu...

Yorumlar
Yorum Gönder