Ana içeriğe atla

portakal

kahvaltıda tüketmek üzere 200 ml. bir portakallı cappy meyve suyu (karton kutu) aldım. plastik kamışını üst kısmında yer alan yuvarlak jelatine denk getirerek içeriye doğru bastırdım. jelatini yırtılıp kamışı içeriye doğru ilerlettim. ta ki kutunun dibine ulaşana kadar. sonrasın da elimi kamıştan çektim işte her şey o an da oldu... kamış yukarı yönde hareket ederek tekrar geri çıktı. tekrar dinine kadar bastırdım kamışı ve yine geri çıktı. sonrasında tekrar ve tekrar... bir anormallik olduğunu anlamıştım. dudaklarımı kamışa götürüp meyve suyundan bir yudum almayı denediğim de ise her şey gün yüzüne çıktı. evet meyve suyu gelmiyordu. hava bile gelmiyordu... doğa ne kadar sürprizlerle dolu olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. kamış jelatini delip içeriye girdiğinde, kopan jelatin parçası öylesine muntazam bir şekilde kamışın önünü sarıp tıkamıştı ki meyve suyundan tek bir yudum almak bile imkansızlaşmıştı. ne mi yaptım? ters yönde baskı tabi ki! tekrar kamışa yöneldim ve bu sefer üfledim... üfledim... üfledim... tıkanmaya sebep olan jelatin birden fırladı ve kutunun içerisinde ki mevye suyu biran da fokurdamaya başladı. sonrasın da soluksuzca bir yudum aldım ve işte o an... bütün bu zahmete katlanmama sebep olan o eşsiz portakal tadı...



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

kafasına göre delikanlı

heavy metal ile pesimist underground hip hop arasında kaldığım anlardan biriydi. bir kulağımda silahsız kuvvet, diğer kulağımda metallica tınıları yankılanıyordu. saçma sapan bir içgüdüyle, kendimi bir taraf seçme mecburiyetinin koynunda buldum. ben öyle mi daha iyi olur böyle mi ikilemlerinde boğuşurken, arkadaşlarım çoktan tarafını seçmiş ve kendilerini alev alev yanan bir rekabet ortamına sokmuşlardı. tabii ki beni de çok geçmeden markaja aldılar. bir an önce tarz seçmem gerektiği konusunda ikna ettiler. artık rengimi belli etmeliydim, çünkü  semtte maç kadroları, sosyal aktiviteler, kavga tarafları, manitacılık mevzuları vs. hep seçtiğin tarza göre şekilleniyordu. o zamanlar "game of thrones" da olmadığından sancaksız kardeşlik triplerine de uyanamıyordum. fakat ne olduysa bi aydınlanma yaşadım ve "sikerim yapacağnız işi" deyip çekildim kenera. "dinleyeceğiniz müziğe de seçeceğiniz tarafa da ceza'ya da kurt cobain'e de koyim!" şekilde bi küfür ...

kılas oto yıkama

kapıdan gelen yumruklama sesiyle gözlerimi açtım. terleyen yanağım deri koltukla   bütünleşmiş vaziyetteydi. üzerine yaslandığım gözüm yarım yamalak aralanabildi. koltuktan göz kapağıma, oradan kirpiklerime kadar bulaşan terimin gözümü yaktığını hissedip tamamen ayıldım. güç bela doğruldum ama sanki kafam hala kotuktaydı ve "beni bırak da ne yaparsan yap" diyordu. ben ayağımın altındaki cam kırıklarının neye ait olduğunu hatırlamaya çalışırken, sigara paketinden yapılıp hunharca kullanıldıktan sonra küllüğe basılmış zıvanalar pişkin pişkin sırıtıyolarmış gibiydi. sadece beş metre uzağımdaki kapıya vurulan yumluklar, koltukta doğrulduğum anda daha gür hissedilir oldu. kapıyı açtığımda sinirden suratı pancar gibi kızarmış muzaffer abi ağzından tükürükler saçarak "bu kapı otomatiğinin bana garezi var, nezaman acelem olsa açılmıyo" gibisinden bişeyler zırvaladı. sinirinin sebebi de işe geç kalmış, apar topar minibüsünü çıkarması gerekiyomuş ama otomatik kapı tutukluk ...

janti spor salonu

paraya hakim delikanlıların ve hanımların gözdesi, janti diye tabir edeceğimiz spor salonundaki ilk günüm. kayıt kuyut işlemlerini öncesinde ayarlamışım, misafirvari bi statüde olmama rağmen mekanın sahibi gibi kapıdan içeri girip resepsiyondaki atletik hatuna selam çakarak doğruca soyunma odasına yöneliyorum. soyunma odası antrenmanını yeni bitirmiş, aynanın karşısında abidik gubudik hareketler yaparak kaslarıyla böbürlenen, amino asitler protein tozları garip gulema mamalarla kendini şişiren tiplerle dolu. sote bi yerde boş dolap bularak kimseyle muhatap olmadan spor kıyaseflerimi giyip dalıyorum salona. ısınmak için boş bi yer ararken salonun arka taraflarında çevresindeki duvarlar siyaha boyanmış diğer yerlere nazaran daha karanlıkta bırakılarak hafif underground hava katılmış bi boks ringi ilişiyor gözüme. ama şansıma ring dolu. üç beş tane yarma sözde antrenman yapıyolar. ringin entafına koşu bandları ve bisikletler konumlandırılmış cardio için. sağında solunda kimsenin olmadığ...