gerçek anlamda gidebilmek için yola çıkmak, uzaklaşmak, hatta kaybolmak yetmiyormuş. olsa olsa gitmeye yeltenmekmiş tüm bunlar. birisinden ya da bir şeylerden öyle "gidiyorum" ya da "gittim" deyince gidilmediği gerçeği, "acı tecrübeler" klasörüne eklenmiştir zaten pek çoğumuzda. insanoğlu için bırakıp gitmesi en zor olansa umutlarıdır. ne kadar uzaklaşabilir ki bir insan umutlarından? hadi git gidebildiğin kadar... bırakabildin mi özgürce yaşama umudunu arkanda? istediğini yapıp, istediğini söyleme özgürlüğüne kavuşacağın günü umut etmekten gidebildin mi bir adım öteye? gidemezsin! günün birinde gerçekten sevilme umudundan en fazla ne kadar uzaklaşabilirsin? sevildiğinden emin olacağın güne kavuşma umudunu bırakıp git götün yiyorsa... gidemezsin! bir sabah uyandığında çocukluğuna dönmüş olma hayalinden ne kadar uzaklaşabilirsin? ya da bu hayalin gerçek olmasını istemeyecek kaç yetişkin vardır ki dünyada? yoktur… bu hayali ardında bırakıp nereye gidebilirsin ki? ya da ne kadar uzağa... gidemezsin! doğacak kızının saçlarını tarama ya da oğluna kalecilik yapma hayallerinden en son ne zaman gidebildin mesela? hiç mi? aynen öyle... gidemezsin! babana sıkı sıkı sarılma hayalinden ne kadar uzağa gidebilirsin peki? öldüyse hepten sıçtın... gerçi hayatta olsa da beceremezsin ki bunu. alışmamışsındır çünkü. o da alışmamıştır. senden önce göçüp gitmeden bu dünyadan, şöyle harbi harbi sarılmayı hayal edersin hep. ama her gün görsen bile beceremezsin. en fazla elini omzuna koyarsın, daha ileri gidemezsin! gidemedim...
heavy metal ile pesimist underground hip hop arasında kaldığım anlardan biriydi. bir kulağımda silahsız kuvvet, diğer kulağımda metallica tınıları yankılanıyordu. saçma sapan bir içgüdüyle, kendimi bir taraf seçme mecburiyetinin koynunda buldum. ben öyle mi daha iyi olur böyle mi ikilemlerinde boğuşurken, arkadaşlarım çoktan tarafını seçmiş ve kendilerini alev alev yanan bir rekabet ortamına sokmuşlardı. tabii ki beni de çok geçmeden markaja aldılar. bir an önce tarz seçmem gerektiği konusunda ikna ettiler. artık rengimi belli etmeliydim, çünkü semtte maç kadroları, sosyal aktiviteler, kavga tarafları, manitacılık mevzuları vs. hep seçtiğin tarza göre şekilleniyordu. o zamanlar "game of thrones" da olmadığından sancaksız kardeşlik triplerine de uyanamıyordum. fakat ne olduysa bi aydınlanma yaşadım ve "sikerim yapacağnız işi" deyip çekildim kenera. "dinleyeceğiniz müziğe de seçeceğiniz tarafa da ceza'ya da kurt cobain'e de koyim!" şekilde bi küfür ...
Yorumlar
Yorum Gönder